Baran'ın Yarım Maketi
Baran saat kulesi maketini tek başına bitirmeye kararlıdır; ta ki müzedeki gerçek kulenin önünde elleri titreyene kadar. Yardım istemenin en zor kısmı, belki de ilk cümleyi kurmaktır.

Sesli Dinle
Hikayeyi sesli olarak dinleyebilirsiniz
Hikayeyi Oku
Hikayenin tam metni
Sabah zili koridorda çınlarken Nisa Öğretmen tahtaya gezi tarihini yazdı. Nöbetçi öğrenci yoklama listesini yavaşça masaya bıraktı. Sıra arkadaşı Derya, Baran'ın kulağına eğildi. "Maketini getirdin mi?" diye fısıldadı. Baran başını salladı. Lacivert okul yeleğinin cebinden her zamanki gibi bir tutkal çubuğu sarkıyordu. Parmak uçlarında kurumuş tutkal lekeleri vardı. Nisa Öğretmen ellerini çırptı. "Bugün şehir müzesine gidiyoruz. Saat kulesi projemizi orada inceleyip son şeklini vereceğiz." dedi.
Teneffüste gruptaki diğer çocuklar Baran'ın sırasına toplandılar. Boyama ve kesme işlerine yardım etmek istediler. Baran kutusunu kucağına çekti. "Ben hallederim." dedi.
Bir saat sonra müzenin serin salonunda ayak sesleri yankılanıyordu. Sınıfça müzedeki gerçek saat kulesinin önünde durdular. Baran kutusunun kapağını yavaşça araladı. Maketine gizlice baktı. Çatısı çok yamuktu. Saat kulesinin kadranı gerçek saat kulesinin kadranına hiç benzemiyordu. Ellerinin titrediğini hissetti. Yalnız başına sabaha kadar uğraşsa bile maketi yetiştiremeyecekti.
Kutusunu göğsüne sıkıca bastırdı. Bir adım geriledi. Kimseye belli etmeden bahçeye çıktı. Köşedeki taş sıraya oturdu. Omuzları çökmüştü. Kuruyan tutkalın keskin ve tatlımsı kokusu burnuna geldi. Az sonra Derya yanına oturdu. Defterine çizdiği doğru kule ölçülerini gösterdi. Baran uzun bir soluk aldı. "Tek başıma yetiştiremeyeceğim." dedi. "Bana yardım eder misin?"
Derya hemen gülümsedi. Baran cebindeki katlanmış kareli kâğıdı çıkardı. Kâğıda kendi kalemiyle üç iş yazdı. Ölçüler, boyama ve yapıştırma. Kâğıdı sıranın ortasına koydu. Gruptaki diğerlerini de bahçeye çağırdı. Hepsine sırayla sordu. "Hangisini yapmak istersiniz?" Dönüş otobüsünde hepsi seçtikleri işin ölçülerini konuşuyordu. Karton makasla kesilirken çıkan çıtırtı şimdiden akıllarındaydı.
Ertesi gün tamamlanan maket sıranın ortasında duruyordu. Sunum sırası onlara geldi. Baran kuleyi anlatırken Derya kadranı dikkatle çevirdi. Diğerleri devrilmesin diye kuleyi tuttular. Sıra çatıyı yerleştirmeye gelince Baran gülümsedi. "Ben hallederim." dedi. Çatıyı özenle yerine koydu.
Sunum bitince teneffüs zili koridorda çınladı. Dördü birden pencere kenarına geçtiler. Neşeyle beslenme çantalarını açtılar. Soyulan portakal kabuğundan sıçrayan mis kokulu zerreler havaya karıştı. Okul çıkışında aynı yoldan güle oynaya yürüdüler.
Bu içeriği kim hazırladı?
Ahmet Güleş
Kurucu ve Editör
Yayın: 22.08.2026
Metin bir kategori yönergesine göre planlanır, yapay zekâ desteğiyle yazılır ve yayına alınmadan önce editör tarafından okunur. Nasıl hazırlıyoruz?
Benzer Hikayeler

Uçmayı Unutan Baykuş Şükrü
Uykusuz bir gecenin ardından kuş olduğunu bile unutan Baykuş Şükrü, canı simit çektiği için mahalle fırınının önündeki kuyruğa girer. Ama o kuyruk hiç de sandığı gibi bir simit kuyruğu değildir.

Martıların Adını Bilen Çocuk
Bayram sabahı Kaya, dedesiyle adaya giden vapura biner. Cebinde simit kırıntıları, boynunda eski bir dürbün vardır; öğreneceği ilk şey ise martıların adları değil, beklemeyi bilmektir.

Camdaki Yarış Pisti
Yağmur oyunlarını yarıda bırakınca Bade ve küçük kardeşi Sarp bahçe kulübesine sığınır. Bade buğulu camda kendine bir yarış pisti kurar; ama kardeşi oyunun neresinde durduğunu bilemez. İki kardeşin camdaki damla yarışı, paylaşılınca büyüyen bir oyuna dönüşür.

Tekerleği Kırılan Kamyon
Yiğit kırmızı kamyonunu kimseyle paylaşmak istemez; ta ki bir kaza tekerleği koparana kadar. Kum havuzunda başlayan bir küskünlüğün, bir bant, bir ip ve sarı bir şişe kapağıyla nasıl değiştiğini anlatan sıcacık bir bahçe hikâyesi.

Şemsiyenin Ortası
Sağanak bir yağmurda Onur, kız kardeşi Eylül'le eve dönerken poşetlerine sarılıp saçak altında bekleyen Nadir Amca'yı görür. Elindeki mavi şemsiye üç kişiye yeter mi, yoksa birinin omzu ıslanacak mıdır?
