Kırmızı Dur Yeşil Yürü
Zeynep, karşıya geçerken trafik ışıklarının dilini öğrenir. Gözlem yaparak kırmızıda beklemeyi, yeşilde yürümeyi ve yola dikkatlice bakmayı keşfeder. Nurten Teyze ile güvenle karşıya geçer.

Sesli Dinle
Masalı sesli olarak dinleyebilirsiniz
Masalı Oku
Masalın tam metni
Sabah yağmurdan sonra mahallede her yer ışıl ışıl parlıyormuş. Yerdeki su birikintileri gökyüzünü ayna gibi gösteriyormuş. Köşedeki fırından sıcacık simit kokusu geliyor, manavın önündeki elmalar kırmızı kırmızı parlıyormuş.
Yedi yaşındaki Zeynep, sarı yağmurluğunu giymiş, boynundaki küçük çizim defteriyle okul yolunda yürüyormuş.
Biraz ileride dört yolun birleştiği bir yer varmış. Bir yoldan arabalar geliyor, başka bir yoldan gidiyormuş. Fırın bir köşede, manav diğer köşede, okul da hemen ilerideymiş.
Zeynep yolun kenarında durmuş.
Tam karşıdaki fırına bakmış.
“Simit kokusu buraya kadar geliyor!” demiş.
Sonra başını kaldırmış.
Karşısında uzun bir direk varmış. Direğin üzerinde kırmızı, sarı ve yeşil olmak üzere üç yuvarlak ışık duruyormuş.
Zeynep merakla sormuş:
“Şu üç gözlü direk kime ne diyor acaba?”
O sırada çiçeklerin arasında dolaşan küçük arı Vızıl, vızıldayarak havalanmış.
“Vız vız! Önce bak, sonra karar ver!” demiş.
Zeynep ışıklara bakmış.
Ama hangi ışığın ne söylediğini anlayamamış.
Üstelik karşıya geçmek isteyen insanlar da varmış. Kimi bekliyor, kimi yürüyormuş. Arabalar da birbiri ardına geçiyormuş.
Zeynep sabırsızlanmış.
“Ben de şimdi geçsem...”
Bir adım atmış.
Tam o sırada ayağı çözülmüş ayakkabı bağcığına takılmış.
“Hop!”
Zeynep kaldırımda durmak zorunda kalmış.
Aşağı bakıp bağcığını bağlamış.
“Demek biraz durmam gerekiyormuş.”
Sonra bu kez acele etmemiş.
Kaldırımda durmuş ve dikkatlice izlemiş.
Birinci kez...
İkinci kez...
Üçüncü kez...
Defterine gördüklerini çizmeye başlamış.
Kırmızı ışığın yanında duran bir insan resmi varmış.
Biraz sonra ışık değişmiş ve yeşil ışığın yanında yürüyen bir insan resmi belirmiş.
Zeynep gözlerini kocaman açmış.
“Ha! Kırmızı adam bekle diyor. Yeşil adam yürü diyor!”
Tam o sırada komşuları Nurten Teyze yanına gelmiş.
Nurten Teyze yumuşacık yün hırkasını giymiş. Fakat bugün gözlüğünü evde unutmuş.
“Zeynep,” demiş, “ben ışıkları iyi göremiyorum. Sence şimdi karşıya geçebilir miyiz?”
Zeynep hemen cevap vermemiş.
Önce yaya ışığına bakmış.
Kırmızı duran adam varmış.
“Henüz değil, Nurten Teyze.”
Biraz beklemişler.
Sonra ışık değişmiş.
Yeşil yürüyen adam ortaya çıkmış.
Zeynep bu kez yola da dikkatlice bakmış.
Önce sola...
Sonra sağa...
Sonra tekrar sola...
Arabalar durmuş.
“Şimdi geçebiliriz!”
Zeynep, Nurten Teyze'nin elini tutmuş.
İkisi beyaz çizgilerin üzerinden yavaş yavaş yürümüşler.
“Tıpış tıpış... Bir adım, bir adım...”
Karşıya vardıklarında fırıncı amca gülümseyerek Zeynep'e sıcacık bir simit uzatmış.
“Bakıyorum da simit senden önce karşıya geçmeni beklemiş,” demiş.
Zeynep gülmüş.
Vızıl da yakındaki çiçeğin üzerine konmuş.
Zeynep simidinden küçük bir parça koparıp defterini açmış.
İlk sayfaya kırmızı duran adamı ve yeşil yürüyen adamı çizmiş.
Sonra resmin altına şöyle yazmış:
“Önce dur. Işığa bak. Sağa ve sola bak. Sonra yürü.”
O günden sonra Zeynep her karşıdan karşıya geçeceği zaman acele etmemiş.
Önce durmuş.
Yaya ışığına bakmış.
Sonra sola, sağa ve tekrar sola bakmış.
Çünkü artık üç gözlü ışığın ne söylediğini biliyormuş.
Peki sen bugün yolda hangi rengi fark ettin?
Bu içeriği kim hazırladı?
Ahmet Güleş
Kurucu ve Editör
Yayın: 17.08.2026
Metin bir kategori yönergesine göre planlanır, yapay zekâ desteğiyle yazılır ve yayına alınmadan önce editör tarafından okunur. Nasıl hazırlıyoruz?
Benzer Hikayeler

Kırmızı Dur Yeşil Yürü
Zeynep, karşıya geçerken trafik ışıklarının dilini öğrenir. Gözlem yaparak kırmızıda beklemeyi, yeşilde yürümeyi ve yola dikkatlice bakmayı keşfeder. Nurten Teyze ile güvenle karşıya geçer.

Akıllı Arda ve Kilitli Bahçe
Zeki ve yardımsever Arda, ormandaki hayvanlardan aldığı küçük armağanları kullanarak, kaba kuvvetin açamadığı devasa altın saray kapısını sadece zekası ve nezaketiyle açar.

İnci'nin Salıncak Şarkısı
İnci yuvadaki ilk gününde salıncakların hepsini dolu bulur. Beklemek zordur, ama çantasında sarkık kulaklı ayısı Ponpon ve akşamları odada söylediği küçük bir şarkı vardır.

Küçük Kirpi ve Konuşan Ağaç
Minik kirpi, konuşan yaşlı bir ağaçtan cesaret öğrenir. Arkadaşlarına “Merhaba” diyerek korkusunu yener ve ormandaki hayvanlarla güzel bir dostluk kurar.

Ömer'in Unuttuğu Torba
Ömer, üçüncü kattaki Nezaket Teyze'ye her akşam ekmek götürmeye söz verir. Ama bir akşam sokakta top oynarken sözünü unutur ve karanlık kalan o pencere aklından bir türlü çıkmaz.
