İnci'nin Salıncak Şarkısı
İnci yuvadaki ilk gününde salıncakların hepsini dolu bulur. Beklemek zordur, ama çantasında sarkık kulaklı ayısı Ponpon ve akşamları odada söylediği küçük bir şarkı vardır.

Sesli Dinle
Masalı sesli olarak dinleyebilirsiniz
Masalı Oku
Masalın tam metni
Sabah güneşi perdeden içeri süzülünce İnci gözlerini ovuşturmuş. Yastığın yanında kadife ayı Ponpon onu bekliyormuş, tek kulağı sarkık. İnci onu kucağına almış. Tüyü avucunda yumuşacık durmuş.
"Günaydın Ponpon," demiş. "Bugün yuva günü."
Sonra mırıldanmaya başlamış:
"Önce çorap, sonra tulum, en son kırmızı ayakkabılar."
Çorapları çekmiş. Tulumun kolundan başını çıkarmış. Cırt cırtı bastırınca çat diye ses çıkmış. Aynada iki topuzunu yoklamış, gamzesi belirmiş.
"Ayakkabılarımı kendim taktım," demiş.
Annesi kapıdan bakmış, gülümsemiş. "Ponpon'u da alalım mı?" diye sormuş. İnci ayıyı çantasına yerleştirmiş, kulağını dışarıda bırakmış.
Yuvanın bahçesi ıslak toprak ve ıhlamur kokuyormuş. Annesi İnci'nin alnından öpmüş.
"Oyun bitince kapıda olacağım," demiş.
"Söz mü?"
"Söz."
Annesi el sallamış. İnci de sallamış, sonra bahçeye dönmüş.
Salıncakların hepsi doluymuş. Zincirler gıcır gıcır sallanıyor, çocuklar gülüyormuş. İnci bir adım atmış, sonra durmuş. Ayaklarını yere vurmuş, çantasına sarılmış. Dudağı bükülmüş.
Deniz Öğretmen yanına çömelmiş. Saçları at kuyruğuymuş.
"Sıra dönüyor," demiş. "Şu kırmızı montlu çocuk on kere sallanacak, sonra sıra sende."
"On kere mi?" diye sormuş İnci.
"On kere. Beraber sayabiliriz."
İnci çimenin kenarına oturmuş, sırtını ağaca yaslamış. Rüzgâr topuzlarını savurmuş.
Çantasından Ponpon'un sarkık kulağı görünüyormuş. İnci onu çıkarmış, kulağını usulca sıkmış. Aklına odadaki oyun gelmiş. Akşamları Ponpon'u yastığa oturturmuş, sallarmış, sonra bekletirmiş. O oyunun bir de şarkısı varmış.
İnci kısık sesle mırıldanmış:
"Önce sallan, sonra bekle, sıra sana gelecek."
Ayaklarını yere vurmayı bırakmış. Parmaklarıyla dizine tempo tutmuş. Ponpon'u kucağında ileri geri sallamış. Şarkı bitince baştan başlamış, bu kez biraz daha yüksek sesle:
"Önce sallan, sonra bekle, sıra sana gelecek."
Derken salıncaklardan biri yavaşlamış. Sonra büsbütün durmuş. Kırmızı montlu çocuk atlayıp inmiş, salıncak boş kalmış.
"Sıra kimde?" diye sormuş Deniz Öğretmen.
"Bende!" demiş İnci.
Kendi ayağıyla kalkmış, Ponpon'u göğsüne bastırmış, salıncağa yürümüş. Deniz Öğretmen gülümseyip başını sallamış. Zincirler İnci'nin elinde serin serin duruyormuş.
"Kendim itebilir miyim?" diye sormuş.
"Dene," demiş Deniz Öğretmen.
İnci ayaklarını yere sürtmüş, bir kere itmiş. Salıncak hafifçe gitmiş. Bir daha itmiş, biraz daha gitmiş. Sonra ayakları yerden kesilmiş.
Kahkahası bahçeye yayılmış. Topuzları bir aşağı bir yukarı zıplamış.
"Kendim ittim!" diye bağırmış. "Ponpon, uçuyoruz!"
Akşamüstü bahçe kapısı açılmış. İnci annesini kalabalığın arasında görmüş. Çantasını sallayarak koşmuş, boynuna atılmış.
"Dedim ya," demiş annesi. "Kapıda olacağım."
"Salıncakta sıramı bekledim," demiş İnci. "Sonra kendim ittim."
Annesi onu havaya kaldırmış, iki yana sallamış.
Odada İnci Ponpon'u yastığa oturtmuş. Sarkık kulağını usulca sıkmış, kulağına fısıldamış:
"Önce sallan, sonra bekle, sıra sana gelecek."
Sonra ayıyı yorganın altına almış.
"Yarın Ponpon, senin sıran," demiş.
Annesi yanına uzanmış, sarılmış, saçını koklamış. Perdenin ardında ıhlamur dalları hışırdamış. İnci gözlerini kapatmış, mışıl mışıl uyumuş.
Bu içeriği kim hazırladı?
Ahmet Güleş
Kurucu ve Editör
Yayın: 10.08.2026
Metin bir kategori yönergesine göre planlanır, yapay zekâ desteğiyle yazılır ve yayına alınmadan önce editör tarafından okunur. Nasıl hazırlıyoruz?
Benzer Hikayeler

Uçmayı Unutan Baykuş Şükrü
Uykusuz bir gecenin ardından kuş olduğunu bile unutan Baykuş Şükrü, canı simit çektiği için mahalle fırınının önündeki kuyruğa girer. Ama o kuyruk hiç de sandığı gibi bir simit kuyruğu değildir.

Martıların Adını Bilen Çocuk
Bayram sabahı Kaya, dedesiyle adaya giden vapura biner. Cebinde simit kırıntıları, boynunda eski bir dürbün vardır; öğreneceği ilk şey ise martıların adları değil, beklemeyi bilmektir.

Camdaki Yarış Pisti
Yağmur oyunlarını yarıda bırakınca Bade ve küçük kardeşi Sarp bahçe kulübesine sığınır. Bade buğulu camda kendine bir yarış pisti kurar; ama kardeşi oyunun neresinde durduğunu bilemez. İki kardeşin camdaki damla yarışı, paylaşılınca büyüyen bir oyuna dönüşür.

Tekerleği Kırılan Kamyon
Yiğit kırmızı kamyonunu kimseyle paylaşmak istemez; ta ki bir kaza tekerleği koparana kadar. Kum havuzunda başlayan bir küskünlüğün, bir bant, bir ip ve sarı bir şişe kapağıyla nasıl değiştiğini anlatan sıcacık bir bahçe hikâyesi.

Şemsiyenin Ortası
Sağanak bir yağmurda Onur, kız kardeşi Eylül'le eve dönerken poşetlerine sarılıp saçak altında bekleyen Nadir Amca'yı görür. Elindeki mavi şemsiye üç kişiye yeter mi, yoksa birinin omzu ıslanacak mıdır?
