Pamuk'un Son Yaprağı
Kış uykusuna hazırlanan Pamuk, en yumuşak yaprağını en sona saklar. Ama kapıda feneri sönmüş, üşüyen minik bir ateşböceği belirir. Ormanın uykuya dalışını anlatan sıcacık bir gece masalı.

Sesli Dinle
Masalı sesli olarak dinleyebilirsiniz
Masalı Oku
Masalın tam metni
Güneş tepelerin ardına yorgun yorgun inmiş. Orman ağır ağır esnemeye başlamış. Pamuk adında minik bir tarla faresi son yapraklarını tıpış tıpış yuvasına taşımış. Yaprakların yarısını yolda düşürmüş. Burnunu çekmiş, geri dönecek hali kalmamış. En yumuşak yaprağı kokusundan seçip en sona saklamış.
"Uyu ormanım, uyu; kar iner, dal iner, göz iner," diye mırıldanmış.
Kapıda minik bir ateşböceği duruyormuş. Feneri sönmüş, kanatları titriyormuş.
"Üşüdüm," demiş Işıl usulca.
Pamuk sakladığı yaprağı Işıl'ın üstüne örtmüş. Kendine köşedeki kuru otları çekmiş. Işıl ısınmış, feneri yavaşça yanmış. Yuva bal rengi bir ışıkla dolmuş.
"Işığın çok yumuşak," demiş Pamuk.
"Uyu ormanım, uyu; kar iner, dal iner, göz iner."
Rüzgâr, yolda kalan yaprakları kapı önüne getirmiş. Işıl esnemiş. Kanatları ağırlaşmış. Pamuk esnemiş. Gözleri yarı kapanmış. Kütüğün altındaki karınca bile esnemiş.
Uzaktan baykuşun uykulu sesi duyulmuş. Dışarıda karanlık serin ve yıldızlıymış. Yıldızlar her gece olduğu gibi yerlerindeymiş. Sabah yine gelecekmiş, kar yine parlayacakmış.
"Uyu ormanım, uyu; kar iner, dal iner, göz iner."
Senin gözlerin de ağırlaşıyor mu? Ay Dede örtüyü çekmiş. Kar sessiz, yuva ılık. Her yer mışıl mışıl uyuyormuş.
Bu içeriği kim hazırladı?
Ahmet Güleş
Kurucu ve Editör
Yayın: 02.08.2026 · Güncelleme: 18.08.2026
Metin bir kategori yönergesine göre planlanır, yapay zekâ desteğiyle yazılır ve yayına alınmadan önce editör tarafından okunur. Nasıl hazırlıyoruz?
Benzer Hikayeler

Uçmayı Unutan Baykuş Şükrü
Uykusuz bir gecenin ardından kuş olduğunu bile unutan Baykuş Şükrü, canı simit çektiği için mahalle fırınının önündeki kuyruğa girer. Ama o kuyruk hiç de sandığı gibi bir simit kuyruğu değildir.

Martıların Adını Bilen Çocuk
Bayram sabahı Kaya, dedesiyle adaya giden vapura biner. Cebinde simit kırıntıları, boynunda eski bir dürbün vardır; öğreneceği ilk şey ise martıların adları değil, beklemeyi bilmektir.

Camdaki Yarış Pisti
Yağmur oyunlarını yarıda bırakınca Bade ve küçük kardeşi Sarp bahçe kulübesine sığınır. Bade buğulu camda kendine bir yarış pisti kurar; ama kardeşi oyunun neresinde durduğunu bilemez. İki kardeşin camdaki damla yarışı, paylaşılınca büyüyen bir oyuna dönüşür.

Tekerleği Kırılan Kamyon
Yiğit kırmızı kamyonunu kimseyle paylaşmak istemez; ta ki bir kaza tekerleği koparana kadar. Kum havuzunda başlayan bir küskünlüğün, bir bant, bir ip ve sarı bir şişe kapağıyla nasıl değiştiğini anlatan sıcacık bir bahçe hikâyesi.

Şemsiyenin Ortası
Sağanak bir yağmurda Onur, kız kardeşi Eylül'le eve dönerken poşetlerine sarılıp saçak altında bekleyen Nadir Amca'yı görür. Elindeki mavi şemsiye üç kişiye yeter mi, yoksa birinin omzu ıslanacak mıdır?
