Cemre Yazdı Şükrü Söyledi
Yedi yaşındaki Cemre'nin kusursuz kek listesi vardır; ama alışveriş siparişlerini babaannesine iletmesi için görevlendirdiği geveze papağan Şükrü, her kelimeyi yanlış tekrar eder. Mutfak tezgâhı una ve yumurtaya değil, pamuk şekerine, oyuncak kaplumbağaya ve bir şakaya kavuşur.

Sesli Dinle
Hikayeyi sesli olarak dinleyebilirsiniz
Hikayeyi Oku
Hikayenin tam metni
Cemre her işi listeyle yapardı. O sabahki liste kusursuzdu.
Cemre yedi yaşında, her işini planlayarak yapmayı seven bir kızdı. İki yanından sımsıkı topuz yaptığı saçları başının üstünde sallanıyordu. Üzerinde annesinden kalan, ayak bileklerine kadar inen kocaman kareli bir mutfak önlüğü vardı. Kulağının arkasına sıkıştırdığı kurşun kalemi usulca çıkardı. Sarı fayanslı, ılık limon kokulu mutfakta tezgâhın başına geçti. Defterine nefis bir kek için beş maddelik harika bir liste yazdı. Tezgâhın altında kıvrılıp uyuyan kocaman tekir kedi Mırmır, derin bir iç çekip horlamaya devam etti.
Babaannesi o sırada bahçedeki saksı çiçeklerini suluyordu. Cemre açık pencereye doğru yanaştı. Köşedeki tel kafesinde duran yaşlı ve çok geveze yeşil papağan Şükrü, gagasını tellere tık tık vurdu. Cemre listeye baktı, sonra Şükrü'ye döndü.
"Şükrü, tekrar et!" dedi Cemre.
"Tekrar et!" diye bağırdı Şükrü.
Cemre gülümsedi. "Babaanneme söyle, un lazım."
Şükrü başını yana eğdi. Açık pencereden bahçeye doğru kocaman sesiyle bağırdı. "Bulut lazım."
Cemre kaşlarını çattı. Neler oluyordu? Kollarını göğsünde sımsıkı kavuşturup beklemeye başladı. Babaannesi biraz sonra mutfağa adım attı. Elinde kocaman pembe bir pamuk şeker tutuyordu. Cemre'nin dudakları büzüldü, sağ ayağıyla yere hafifçe tıp tıp vurdu. Mırmır bir gözünü tembelce açtı, pembe pamuk şekere bakıp yeniden horlamaya başladı.
Cemre defterine parmağıyla vurdu. "Şükrü, ikinci madde yumurta."
Şükrü yeşil kanatlarını çırptı. "Kaplumbağa."
Babaannesi kıkırdayarak bahçedeki oyuncak plastik kaplumbağayı alıp tezgâhın üstüne koydu. Cemre'nin kollarındaki düğüm biraz daha sıkılaştı. Derin ve sabırsız bir nefes aldı.
"Şeker" diye seslendi Cemre.
Şükrü tel kafeste bir sağa bir sola yürüdü. Neşeyle öttü. "Şaka."
Babaannesi bu kez kahkahayla mutfağa girdi.
"Şaka mı getireyim?"
Tezgâhın üstü saçma sapan bir yığınla dolmuştu. Plastik bir kaplumbağa, pembe bir pamuk şeker ve komik bir şaka. Ocaktaki tavada eriyen tereyağı cızır cızır ses çıkarıyordu. Cemre omuzlarını düşürdü. Plana uymayan her şey onu çok kızdırırdı. Tam somurtup odasına gitmek için arkasını dönmüştü ki Şükrü yeniden bağırdı.
"Şaka lazım."
Cemre durakladı. Tezgâhtaki sevimli oyuncak kaplumbağaya, sıcaktan erimeye başlayan pembe pamuk şekere ve gagasını tellere vuran Şükrü'ye baktı. Dudaklarının kenarı hafifçe kıvrıldı. Önce küçük bir kıkırtı koptu dudaklarından. Sonra kıkırtısı büyüdü, kocaman bir kahkahaya dönüştü. Sarı fayanslı mutfak Cemre'nin neşeli sesiyle doldu. Kollarını çözdü. Kulağının arkasından kurşun kalemini yeniden eline aldı.
Cemre defterindeki eski kusursuz listeyi boydan boya çizdi. Papağanın söylediği tuhaf kelimeleri büyük harflerle tek tek yazdı. Bulut, kaplumbağa, şaka. Hataları yüksek sesle tekrar okudu. Okudukça babaannesiyle birlikte gülmekten karınlarını tuttular.
"Peki biz bu tuhaf şeylerle ne yapacağız" diye sordu babaannesi.
Cemre heyecanla kollarını sıvadı. Elindeki tuhaf malzemelerden yepyeni bir tarif uydurdu. Gerçek un, taze yumurta ve limonun yanına, erimiş pembe pamuk şekeri de eklediler. Havaya uçuşan beyaz un bulutu Cemre'nin burnunun ucunu gıdıkladı. Birlikte pamuk şekerli, bol limonlu, harika kokan o tuhaf keki fırına verdiler.
Kek pişerken mutfağı sıcacık, tatlı bir koku sardı. Cemre papağana döndü. Gözlerini kocaman açıp gülümsedi.
"Şükrü, tekrar et!" dedi.
"Tekrar et!" diye bağırdı Şükrü.
Cemre bilerek yanlış bir şey söyledi. "Tekerlekli peynir."
Şükrü kanatlarını iki yana açıp neşeyle öttü. "Kelebekli incir."
Cemre ve babaannesi birbirine sarılıp yeniden kahkahayı bastı. Fırından çıkan kekin adı o günden sonra Şükrü Keki oldu. Mırmır bile kokusunu duyunca bir gözünü açtı.
Bu içeriği kim hazırladı?
Ahmet Güleş
Kurucu ve Editör
Yayın: 20.08.2026
Metin bir kategori yönergesine göre planlanır, yapay zekâ desteğiyle yazılır ve yayına alınmadan önce editör tarafından okunur. Nasıl hazırlıyoruz?
Benzer Hikayeler

Uçmayı Unutan Baykuş Şükrü
Uykusuz bir gecenin ardından kuş olduğunu bile unutan Baykuş Şükrü, canı simit çektiği için mahalle fırınının önündeki kuyruğa girer. Ama o kuyruk hiç de sandığı gibi bir simit kuyruğu değildir.

Martıların Adını Bilen Çocuk
Bayram sabahı Kaya, dedesiyle adaya giden vapura biner. Cebinde simit kırıntıları, boynunda eski bir dürbün vardır; öğreneceği ilk şey ise martıların adları değil, beklemeyi bilmektir.

Camdaki Yarış Pisti
Yağmur oyunlarını yarıda bırakınca Bade ve küçük kardeşi Sarp bahçe kulübesine sığınır. Bade buğulu camda kendine bir yarış pisti kurar; ama kardeşi oyunun neresinde durduğunu bilemez. İki kardeşin camdaki damla yarışı, paylaşılınca büyüyen bir oyuna dönüşür.

Tekerleği Kırılan Kamyon
Yiğit kırmızı kamyonunu kimseyle paylaşmak istemez; ta ki bir kaza tekerleği koparana kadar. Kum havuzunda başlayan bir küskünlüğün, bir bant, bir ip ve sarı bir şişe kapağıyla nasıl değiştiğini anlatan sıcacık bir bahçe hikâyesi.

Şemsiyenin Ortası
Sağanak bir yağmurda Onur, kız kardeşi Eylül'le eve dönerken poşetlerine sarılıp saçak altında bekleyen Nadir Amca'yı görür. Elindeki mavi şemsiye üç kişiye yeter mi, yoksa birinin omzu ıslanacak mıdır?
