Tilki ve Asma Bağındaki Üzümler
Tilki üzümleri alamayınca ekşi diyerek kendini kandırır.
Sesli Dinle
Hikayeyi sesli olarak dinleyebilirsiniz
Hikayeyi Oku
Hikayenin tam metni
Sıcak yaz günlerinde, ormanın kıyısında küçük bir asma bağı vardı. Bağın üzüm salkımları öylesine iriydi ki güneşte parlıyor, adeta yeşil taşlar gibi ışıldıyordu. Her canlı bu bağı uzaktan izler, içten içe tadına bakmayı hayal ederdi.
Bir gün kurnaz tilki uzun süren av arayışından eli boş döndü. Karnı guruldayarak ormanın yollarında gezerken asma bağını gördü. Gözleri parladı. “İşte aradığım ziyafet!” dedi. Üzümlere yaklaştı ve yukarıdaki salkımlara baktı. Ancak üzümler yüksek dallara asılmıştı. Tilki birkaç kez zıpladı, ama üzümlere ulaşamadı.
Kurnazlığıyla bilinen tilki pes etmedi. Önce hızla koşup sıçramayı denedi, sonra dallara tırmanmaya kalktı. Ama her defasında yere düştü. Gün boyu uğraştı, terledi, yoruldu. Bir an için pes etmenin eşiğine geldi. Ardından gökyüzüne bakıp homurdandı:
“Boşuna uğraşıyorum! Zaten bu üzümler ekşidir. Onları yemek istemiyorum.”
Tilki yorgun ve aç bir şekilde ormana döndü. Ama bağın kenarında onu izleyen serçeler kahkahalarla güldü. Onlar tilkinin üzümleri yiyemeyince bahaneye sığındığını anlamıştı.
Ertesi gün köyün çocukları bağı ziyaret etti. Tilkinin sözlerini işiten yaşlı dede onlara şöyle dedi:
“Bir şeyi elde edemediğinizde, onun değerini küçümsemek kolaydır. Ama bu, gerçeği değiştirmez. Üzümler tatlıdır, tilki ise sadece kendi başarısızlığını gizlemek istedi.”
Çocuklar başlarını sallayarak dedenin sözlerini kalplerine kazıdı. Çünkü bu masal, insanlara da şunu öğretir: Gerçekleri küçümsemek, onları değiştirmez.
Yazar Hakkında
Yazar
Yazar | Masalcım - 05.09.2025
