Hikaye

Martıların Adını Bilen Çocuk

Bayram sabahı Kaya, dedesiyle adaya giden vapura biner. Cebinde simit kırıntıları, boynunda eski bir dürbün vardır; öğreneceği ilk şey ise martıların adları değil, beklemeyi bilmektir.

Masalcım
5-9 yaş
4 dk
4:52 dk
Kaya dedesiyle birlikte vapurdan martıları izliyor

Sesli Dinle

Hikayeyi sesli olarak dinleyebilirsiniz

Hikayeyi Oku

Hikayenin tam metni

Bayram sabahı saat erkenden çaldı. Kaya valizine uzun uzun baktı. En sevdiği tüylü ayıcığı diğer eşyaların arasına sığmamıştı. Olsun, dedi kendi kendine. Omuzlarını silkti. Lacivert yağmurluğunu giydi. Ceplerine iki koca avuç simit kırıntısı doldurdu. Dün akşam Şevket Dedesi telefonda ona martıların kendisini beklediğini söylemişti. Annesiyle birlikte evden çıktılar. İskeleye doğru tıpış tıpış yürüdüler. Yedi yaşındaki Kaya, yolda gördüğü basamakları tek tek sayarak vapurun yanına vardı. Burnuna taze fırından çıkan susamların nefis kokusu geliyordu.

Vapurun kalın düdüğü çaldı. Göğsü titreten, kocaman ve gürültülü bir sesti bu. Denizin soğuk serpintisi Kaya'nın yüzüne vurdu. Kısa kesilmiş kıvırcık saçları rüzgarda uçuştu. Kaya hemen güvertede sağa sola koşuşturmak istedi. Sabırsız bir çocuktu. Birinin sözü bitmeden hemen lafa girerdi. Ayakları yerinde duramaz, hep kıpır kıpırdı. Yanında oturan yetmiş yaşındaki Şevket Dedesi onun elini yavaşça tuttu. Adada yaşayan emekli bir vapur görevlisi olan dedesi, onu ahşap sıraya oturttu.

"Peşimizden gelen kuşların hepsi aynı değil" dedi dedesi.

Kaya sabırsızca dedesinin sözünü kesmek istedi.

"Hepsi beyaz işte!" diye atıldı.

Dedesi gülümsedi. Boynunda asılı duran eski dürbünü çıkarıp Kaya'nın boynuna astı.

"Bak bakalım, ama acele etme" dedi. "Martıya bakarken acele edilmez."

Kaya dürbünü sıkıca gözüne dayadı. Sustu. Cebindeki susamlı kırıntıları parmaklarıyla sımsıkı tuttu. Dedesi yavaşça gökyüzünü işaret ederek anlatmaya başladı.

"Şu sağda uçan gümüş martı. Şu süzülen kara sırtlı olan. Gerideki ise küçük gagalı."

Yan sırada oturan sekiz yaşındaki yolcu Ayşe merakla onlara yaklaştı. Kaya boynundaki dürbünü indirdi. Yeni öğrendiği adları ona heyecanla saymaya başladı. Birlikte çok eğlenceli bir martı sayma oyunu oynadılar.

"Bir gümüş martı" dedi Kaya.

"İki kara sırtlı" diye ekledi Ayşe.

"Üç küçük gagalı" dediler aynı anda.

Parmaklarında simitin susamlı, tuzlu kokusu kalmıştı. Kaya, vapurda tek başına koşuşturmak yerine dedesinin dizinin dibinde oturmayı seçmişti. Yeni öğrendiklerini yol arkadaşı Ayşe'ye anlatmak çok eğlenceliydi.

Adaya vardılar. Vapurdan inince havada yoğun bir çam reçinesi kokusu vardı. Taş yolda yürürken at arabalarının nallarından çıkan tıkırtılar duyuluyordu. Dede evinin çiçekli bahçesine geldiler. Bayram sofrası kuruluyordu. Çaydanlıktaki çay fokur fokur kaynıyordu. Masanın ortasında duran lokumların pudra şekeri rüzgarda uçuştu. Bütün aile masanın etrafında neşeyle toplandı.

Tam yemek başlayacakken Şevket Dede elini yüzüne götürdü. Gözleri kısıldı.

"Eyvah, gözlüğüm yok" dedi telaşla. "Kimi görsem seçemiyorum."

Herkes ayağa kalkıp telaşla etrafı aramaya başladı. Kaya da hemen yerinden fırlayıp masanın altına bakmak, oradan oraya koşuşturmak istedi. Sonra bir an durdu. Dedesinin vapurda söylediği sözü hatırladı. Martıya bakarken acele edilmez, demişti dedesi. Kaya derin bir nefes aldı. Olduğu yerde durup koca bahçeyi yavaşça taradı.

Gözleri bahçenin ucundaki ahşap korkuluğa takıldı. Martıların kırıntıları yemek için indiği köşede bir şey parlıyordu. Dedesinin gözlüğü tam oradaydı. Yere düşen simit kırıntılarının dibinde duruyordu. Kaya yavaş adımlarla yürüyüp aldı. Gözlüğü dedesine uzattı. Şevket Dede gözlüğünü taktı. Gülümsedi. Sofradaki gülen yüzleri tek tek gördü. Kaya dedesinin yanına oturdu, martı adlarını sırayla ona da saydı.

Dönüş vapurunda Kaya pencerenin kenarına oturdu. Dışarıya baktı. Artık gagası sarı olan martıyla kırmızı benekli olanı birbirinden ayırabiliyordu. Camdan akıp giden yeşil adaya elini salladı. Lacivert yağmurluğunun cebindeki kırıntılar bitmişti. Ama dedesinin sıcak sesi hâlâ kulağındaydı.

Bu içerik hakkında

İşlediği konu
Saygı

Bu içeriği kim hazırladı?

Ahmet Güleş

Kurucu ve Editör

Yayın: 12.09.2026

Metin bir kategori yönergesine göre planlanır, yapay zekâ desteğiyle yazılır ve yayına alınmadan önce editör tarafından okunur. Nasıl hazırlıyoruz?