Kırık Kumbara
Gerçek dostluk, ayıcıkla gelen sevgi ve paylaşım hikayesi.
Sesli Dinle
Hikayeyi sesli olarak dinleyebilirsiniz
Hikayeyi Oku
Hikayenin tam metni
Zeynep ile Elif, aynı mahallede büyümüş, aynı okula giden, birlikte bisiklet süren ayrılmaz iki arkadaştı. Her sabah birlikte okula yürür, aynı sırada oturur, teneffüslerde aynı hikayeleri hayal ederlerdi.
Bir gün okuldan dönerken Elif bir oyuncak vitrininin önünde durdu:
— “Zeynep, şu ayıcığı görüyor musun? O benim hayalim.”
Ayıcık, mavi kurdeleli, peluş bir oyuncaktı. Ama biraz pahalıydı. Zeynep de iç geçirdi:
— “Keşke alabilsek... Ama benim sadece kumbara param var. Onu da anneme doğum günü hediyesi almak için biriktiriyorum.”
O hafta Elif’in canı sıkkındı. Derslerde sessizleşmiş, teneffüslerde uzak durmaya başlamıştı. Zeynep bir akşam cesaretini toplayıp evine gitti. Elif kapıyı açtı ama gözleri doluydu:
— “Babam işten çıkarıldı. Annem üzgün. Ayıcığı asla alamam. Biliyorum bu saçma ama… o ayıcık bana biraz mutluluk verecek gibi hissediyordum.”
Zeynep, bir şey söylemedi. Sadece sarıldı. Eve dönerken odasında duran kumbaraya baktı. Sonra içinden tüm paraları tek tek çıkardı.
Ertesi gün Elif’in doğum günüydü. Zeynep onu okul çıkışında vitrin önüne götürdü. Ayıcık, bir kutunun içindeydi. Üzerinde bir not:
“Gerçek arkadaşlık, paylaşınca büyür.”
Elif ağladı, Zeynep de.
O gün kumbara boştu, ama kalpler doluydu.
Ve Zeynep biliyordu:
En değerli hediye, bir arkadaşın gülümsemesini yeniden görmekti.
Yazar Hakkında
Editör
Yazar | Masalcım - 27.07.2025
