Kayayı Kaldırmayan Çocuk
Çınarlı Köy'ün çeşmesi susunca, en iyi duyan çocuk Poyraz kulağını taşlara dayar. Pınarın önünde koca bir kaya ve onu itmekten yorulmuş bir dev bekliyordur.

Sesli Dinle
Masalı sesli olarak dinleyebilirsiniz
Masalı Oku
Masalın tam metni
Bir varmış bir yokmuş, incirlerin kızardığı bir yaz sonunda, dağ eteğindeki Çınarlı Köy'ün çeşmesi susmuş. Oluğun taşı kupkuru, yosunu sapsarı. Köyün çocukları testilerini boş boş sallayıp duruyormuş.
Poyraz yedi yaşındaymış. En çabuk koşan o değilmiş, ama en iyi duyan oymuş. Kulağını yere dayar, karıncanın yürüyüşünü dinlermiş. O sabah kulağını çeşmenin taşına dayamış, gözlerini kısmış.
«İçeride bir uğultu var,» demiş. «Su gitmemiş. Bir yerde bekliyor.»
Çıngıraklı keçisi Boncuk'u alıp patikadan yukarı çıkmış. Pınarın önüne kocaman bir kaya yuvarlanmış, yarığa sıkışmış. Kayanın arkasında da koca bir dev, iki avucunu dayamış, ıkına sıkına itiyormuş.
«Ben Gürgen,» demiş dev, kulaklarına kadar kızararak. «Uykumda döndüm, kaya yuvarlandı. İtiyorum ama…»
Her itişte kaya yarığa biraz daha giriyor, su büsbütün tıkanıyormuş.
«Dur, itme,» demiş Poyraz. Kulağını kayaya dayamış. İçeriden ince bir çıt-çıt gelmiş. «Duyuyor musun? Su hâlâ burada. Çıkacak yer arıyor.»
Tam o sırada Boncuk kayanın yanındaki kumu ön ayağıyla eşelemeye başlamış. Çıngırağı tın tın ötmüş. Poyraz eğilmiş, kuma dokunmuş: parmakları ıslanmış.
«Kayayı kaldırmayacağız,» demiş Poyraz. «Suya yeni bir yol açacağız.»
Poyraz elleriyle kumu kazmış, avuç avuç kenara atmış. Gürgen tek parmağını uzatmış, ucuyla ince bir oluk çizmiş. Küçük eller, koca bir parmak. Kaz, at, kaz, at.
Önce çamurlu bir damla gelmiş. Sonra parmak kalınlığında bir çizgi. Sonra şırıl şırıl bir ses. Su kum oluktan kayıp eski yatağına kavuşmuş. Aşağıda, köy çeşmesi önce öksürmüş, sonra gürül gürül akmaya başlamış.
Poyraz testisini doldurmuş. İlk yudumu kendisi içmemiş; testiyi iki eliyle kaldırıp deve uzatmış. Gürgen testiyi bir yüksük gibi tutmuş, içmiş, gülmüş.
Boncuk'un çıngırağı suyun sesine karışmış. Çınarlı Köy o akşam, çeşme başında geç saatlere kadar oturmuş.
Bu içeriği kim hazırladı?
Ahmet Güleş
Kurucu ve Editör
Yayın: 01.08.2026 · Güncelleme: 18.08.2026
Metin bir kategori yönergesine göre planlanır, yapay zekâ desteğiyle yazılır ve yayına alınmadan önce editör tarafından okunur. Nasıl hazırlıyoruz?
Benzer Hikayeler

Uçmayı Unutan Baykuş Şükrü
Uykusuz bir gecenin ardından kuş olduğunu bile unutan Baykuş Şükrü, canı simit çektiği için mahalle fırınının önündeki kuyruğa girer. Ama o kuyruk hiç de sandığı gibi bir simit kuyruğu değildir.

Martıların Adını Bilen Çocuk
Bayram sabahı Kaya, dedesiyle adaya giden vapura biner. Cebinde simit kırıntıları, boynunda eski bir dürbün vardır; öğreneceği ilk şey ise martıların adları değil, beklemeyi bilmektir.

Camdaki Yarış Pisti
Yağmur oyunlarını yarıda bırakınca Bade ve küçük kardeşi Sarp bahçe kulübesine sığınır. Bade buğulu camda kendine bir yarış pisti kurar; ama kardeşi oyunun neresinde durduğunu bilemez. İki kardeşin camdaki damla yarışı, paylaşılınca büyüyen bir oyuna dönüşür.

Tekerleği Kırılan Kamyon
Yiğit kırmızı kamyonunu kimseyle paylaşmak istemez; ta ki bir kaza tekerleği koparana kadar. Kum havuzunda başlayan bir küskünlüğün, bir bant, bir ip ve sarı bir şişe kapağıyla nasıl değiştiğini anlatan sıcacık bir bahçe hikâyesi.

Şemsiyenin Ortası
Sağanak bir yağmurda Onur, kız kardeşi Eylül'le eve dönerken poşetlerine sarılıp saçak altında bekleyen Nadir Amca'yı görür. Elindeki mavi şemsiye üç kişiye yeter mi, yoksa birinin omzu ıslanacak mıdır?
