Küsmüş Gülün Ay Işığı
Ay doğunca cam çiçeklerin çınladığı büyülü bahçede fenerlerin ışığı azalmaktadır; çünkü en yaşlı gül Gülnar yapraklarını açmamaktadır. Elinde yalnızca tek geceye yetecek bir gümüş fener olan Efe, o ışığı nereye harcayacağına karar vermek zorundadır.

Sesli Dinle
Masalı sesli olarak dinleyebilirsiniz
Masalı Oku
Masalın tam metni
Ay doğunca büyülü bahçenin cam çiçekleri incecik çınlarmış. Çiy damlaları fenerler gibi yanar, patikalar usulca fısıldarmış. Efe patikaya çömelmiş, kulağını toprağa yaklaştırmış.
"Çın... çın..." diye çınlamış cam çiçekler.
"Anlat, dinliyorum," demiş Efe.
Ay lambacısı Işıl bir feneri devirmiş, sonra kızararak toplamış. "Işığımız azalıyor," demiş. "En yaşlı gül açmadıkça fenerler dolmaz."
Efe koşa koşa gülün yanına varmış. "Sen çok solmuşsun," deyivermiş. Gülnar yapraklarını sımsıkı kapatmış, dikenleri parmak ucuna sertçe değmiş.
Işıl gümüş feneri uzatmış. "İçindeki ay ışığı tek gece sürer. Tek bir işe yeter."
Efe kuruyan fidanına bakmış, sonra güle. Fenerle gülün dibine çökmüş.
"Kusura bakma," demiş usulca. Islak toprak kokusu yükselirken kökteki taşları tek tek ayıklamış, çatlakları sulamış. "Anlat, dinliyorum."
Gülnar dikenlerinin altında sakladığı eski baharları anlatmış. Yaprakları gevşemiş.
Şafakta gümüş fener sönmüş, içi bomboş kalmış. Ama gül tatlı kokusuyla açılmış, bütün fenerler yeniden dolmuş. Efe'nin avucunda küçük bir ışıltı kalmış; o koku da sabahları hep o patikada dolaşırmış.
Bu içeriği kim hazırladı?
Ahmet Güleş
Kurucu ve Editör
Yayın: 02.08.2026 · Güncelleme: 18.08.2026
Metin bir kategori yönergesine göre planlanır, yapay zekâ desteğiyle yazılır ve yayına alınmadan önce editör tarafından okunur. Nasıl hazırlıyoruz?
Benzer Hikayeler

Uçmayı Unutan Baykuş Şükrü
Uykusuz bir gecenin ardından kuş olduğunu bile unutan Baykuş Şükrü, canı simit çektiği için mahalle fırınının önündeki kuyruğa girer. Ama o kuyruk hiç de sandığı gibi bir simit kuyruğu değildir.

Martıların Adını Bilen Çocuk
Bayram sabahı Kaya, dedesiyle adaya giden vapura biner. Cebinde simit kırıntıları, boynunda eski bir dürbün vardır; öğreneceği ilk şey ise martıların adları değil, beklemeyi bilmektir.

Camdaki Yarış Pisti
Yağmur oyunlarını yarıda bırakınca Bade ve küçük kardeşi Sarp bahçe kulübesine sığınır. Bade buğulu camda kendine bir yarış pisti kurar; ama kardeşi oyunun neresinde durduğunu bilemez. İki kardeşin camdaki damla yarışı, paylaşılınca büyüyen bir oyuna dönüşür.

Tekerleği Kırılan Kamyon
Yiğit kırmızı kamyonunu kimseyle paylaşmak istemez; ta ki bir kaza tekerleği koparana kadar. Kum havuzunda başlayan bir küskünlüğün, bir bant, bir ip ve sarı bir şişe kapağıyla nasıl değiştiğini anlatan sıcacık bir bahçe hikâyesi.

Şemsiyenin Ortası
Sağanak bir yağmurda Onur, kız kardeşi Eylül'le eve dönerken poşetlerine sarılıp saçak altında bekleyen Nadir Amca'yı görür. Elindeki mavi şemsiye üç kişiye yeter mi, yoksa birinin omzu ıslanacak mıdır?
