Sedef'in Kısa Adımları
Söğüt Gölü kuruyunca kalan tek su birikintisinin başında herkes birbirine girer. Kaplumbağa Sedef ise acele etmez; toprağa eğilir, eğimi görür ve kimsenin aklına gelmeyen bir şey yapmaya başlar.

Sesli Dinle
Masalı sesli olarak dinleyebilirsiniz
Masalı Oku
Masalın tam metni
Söğüt Gölü'nde sabah, saz kuşlarının cik cik sesiyle başlarmış. Herkes suya inip serin çamurun tatlı kokusunu içine çekermiş.
Ama o yaz uzadıkça uzamış. Göl usulca çekilmiş, kıyıda tek bir su birikintisi kalmış. Kurumuş söğüt yaprakları ayakların altında hışır hışır ötermiş.
Tavşan Bulut soluk soluğa koşup birikintinin ortasına dalmış.
"En hızlı gelen önce içsin!" demiş.
Ayakları çamuru karıştırmış. Su bulanmış, dibi görünmez olmuş. Arı Zeytin kenarda dönüp durmuş, konacak temiz bir yer bulamamış.
Tıpış tıpış, tıpış tıpış... Kaplumbağa Sedef gelmiş.
"Ben... bir şey diyecektim," demiş Sedef yavaşça.
"Sonra, sonra!" demiş Bulut.
Sedef susmuş. Başını kabuğuna doğru çekmiş. Boynundaki kırışıklar birbirine yaklaşmış.
Sedef usulca kenara çekilmiş. Toprağa eğilmiş. Burnunu çamura değdirmiş. Ön ayağıyla toprağı yoklamış. Söğüt köklerinin dibinde su usulca sızarmış. Toprak oradan aşağı doğru eğimliymiş.
Sedef kabuğunun kenarını yumuşak çamura dayamış. Ağır ağır çekmiş, çekmiş. Sedef ağır ağır ilerlemiş. Oluğun kenarı çatlamadan düz kalmış. Köklerin dibindeki temiz su ince oluğa girmiş. Şırıl şırıl akmaya başlamış.
Turna Pamuk uzun boynunu uzatmış.
"Şuradan yardım edeyim mi?" demiş.
"Sen uzağa erişirsin," demiş Sedef. "Kökün dibinden taşı."
Pamuk'un gagasından şırıl şırıl su dökülmüş. Bulut kulaklarını yatırmış, sesi kısılmış.
"Ben ne yapayım?" demiş.
"Sen hızlısın. Yaprak taşı."
Bulut önce bulandırdığı birikintiye dönmüş. Kuru yaprakları üstüne yayıp çamuru dibe indirmiş. Su yavaş yavaş durulmuş. Sonra kucak kucak yaprak taşıyıp üç çukurun kenarını sıvamış. Pamuk gagasıyla kabuk parçalarından minik kaplar dizmiş. Zeytin en sığ kenara konup içmiş.
Üç çukur da dolmuş. Sedef'in kabuğu güneşten ısınmış, pürtük pürtük parlarmış.
Tıpış tıpış, tıpış tıpış... Sedef son çukura da bakmış.
Akşam serinliğinde çukurlar ay ışığıyla parıldarmış. Mahalle yan yana dizilmiş. Kabuk kaplardan sırayla su içmişler. Bulut'un kulağı Sedef'in kabuğuna yaslanmış, Pamuk tek ayak üstünde uyuklamış.
Hep bir ağızdan usulca "tıpış tıpış" demişler. Sonra hepsi mışıl mışıl uyumuş.
Bu içeriği kim hazırladı?
Ahmet Güleş
Kurucu ve Editör
Yayın: 02.08.2026 · Güncelleme: 18.08.2026
Metin bir kategori yönergesine göre planlanır, yapay zekâ desteğiyle yazılır ve yayına alınmadan önce editör tarafından okunur. Nasıl hazırlıyoruz?
Benzer Hikayeler

Uçmayı Unutan Baykuş Şükrü
Uykusuz bir gecenin ardından kuş olduğunu bile unutan Baykuş Şükrü, canı simit çektiği için mahalle fırınının önündeki kuyruğa girer. Ama o kuyruk hiç de sandığı gibi bir simit kuyruğu değildir.

Martıların Adını Bilen Çocuk
Bayram sabahı Kaya, dedesiyle adaya giden vapura biner. Cebinde simit kırıntıları, boynunda eski bir dürbün vardır; öğreneceği ilk şey ise martıların adları değil, beklemeyi bilmektir.

Camdaki Yarış Pisti
Yağmur oyunlarını yarıda bırakınca Bade ve küçük kardeşi Sarp bahçe kulübesine sığınır. Bade buğulu camda kendine bir yarış pisti kurar; ama kardeşi oyunun neresinde durduğunu bilemez. İki kardeşin camdaki damla yarışı, paylaşılınca büyüyen bir oyuna dönüşür.

Tekerleği Kırılan Kamyon
Yiğit kırmızı kamyonunu kimseyle paylaşmak istemez; ta ki bir kaza tekerleği koparana kadar. Kum havuzunda başlayan bir küskünlüğün, bir bant, bir ip ve sarı bir şişe kapağıyla nasıl değiştiğini anlatan sıcacık bir bahçe hikâyesi.

Şemsiyenin Ortası
Sağanak bir yağmurda Onur, kız kardeşi Eylül'le eve dönerken poşetlerine sarılıp saçak altında bekleyen Nadir Amca'yı görür. Elindeki mavi şemsiye üç kişiye yeter mi, yoksa birinin omzu ıslanacak mıdır?
