Masal

Sedef'in Kısa Adımları

Söğüt Gölü kuruyunca kalan tek su birikintisinin başında herkes birbirine girer. Kaplumbağa Sedef ise acele etmez; toprağa eğilir, eğimi görür ve kimsenin aklına gelmeyen bir şey yapmaya başlar.

Masalcım
3-8 yaş
2 dk
2:15 dk
Sedef'in Kısa Adımları kapak görseli

Sesli Dinle

Masalı sesli olarak dinleyebilirsiniz

Masalı Oku

Masalın tam metni

Söğüt Gölü'nde sabah, saz kuşlarının cik cik sesiyle başlarmış. Herkes suya inip serin çamurun tatlı kokusunu içine çekermiş.

Ama o yaz uzadıkça uzamış. Göl usulca çekilmiş, kıyıda tek bir su birikintisi kalmış. Kurumuş söğüt yaprakları ayakların altında hışır hışır ötermiş.

Tavşan Bulut soluk soluğa koşup birikintinin ortasına dalmış.

"En hızlı gelen önce içsin!" demiş.

Ayakları çamuru karıştırmış. Su bulanmış, dibi görünmez olmuş. Arı Zeytin kenarda dönüp durmuş, konacak temiz bir yer bulamamış.

Tıpış tıpış, tıpış tıpış... Kaplumbağa Sedef gelmiş.

"Ben... bir şey diyecektim," demiş Sedef yavaşça.

"Sonra, sonra!" demiş Bulut.

Sedef susmuş. Başını kabuğuna doğru çekmiş. Boynundaki kırışıklar birbirine yaklaşmış.

Sedef usulca kenara çekilmiş. Toprağa eğilmiş. Burnunu çamura değdirmiş. Ön ayağıyla toprağı yoklamış. Söğüt köklerinin dibinde su usulca sızarmış. Toprak oradan aşağı doğru eğimliymiş.

Sedef kabuğunun kenarını yumuşak çamura dayamış. Ağır ağır çekmiş, çekmiş. Sedef ağır ağır ilerlemiş. Oluğun kenarı çatlamadan düz kalmış. Köklerin dibindeki temiz su ince oluğa girmiş. Şırıl şırıl akmaya başlamış.

Turna Pamuk uzun boynunu uzatmış.

"Şuradan yardım edeyim mi?" demiş.

"Sen uzağa erişirsin," demiş Sedef. "Kökün dibinden taşı."

Pamuk'un gagasından şırıl şırıl su dökülmüş. Bulut kulaklarını yatırmış, sesi kısılmış.

"Ben ne yapayım?" demiş.

"Sen hızlısın. Yaprak taşı."

Bulut önce bulandırdığı birikintiye dönmüş. Kuru yaprakları üstüne yayıp çamuru dibe indirmiş. Su yavaş yavaş durulmuş. Sonra kucak kucak yaprak taşıyıp üç çukurun kenarını sıvamış. Pamuk gagasıyla kabuk parçalarından minik kaplar dizmiş. Zeytin en sığ kenara konup içmiş.

Üç çukur da dolmuş. Sedef'in kabuğu güneşten ısınmış, pürtük pürtük parlarmış.

Tıpış tıpış, tıpış tıpış... Sedef son çukura da bakmış.

Akşam serinliğinde çukurlar ay ışığıyla parıldarmış. Mahalle yan yana dizilmiş. Kabuk kaplardan sırayla su içmişler. Bulut'un kulağı Sedef'in kabuğuna yaslanmış, Pamuk tek ayak üstünde uyuklamış.

Hep bir ağızdan usulca "tıpış tıpış" demişler. Sonra hepsi mışıl mışıl uyumuş.

Bu içerik hakkında

İşlediği konu
Saygı

Bu içeriği kim hazırladı?

Ahmet Güleş

Kurucu ve Editör

Yayın: 02.08.2026 · Güncelleme: 18.08.2026

Metin bir kategori yönergesine göre planlanır, yapay zekâ desteğiyle yazılır ve yayına alınmadan önce editör tarafından okunur. Nasıl hazırlıyoruz?