Ali'nin Cebindeki Emanet
Bayram sabahı Hasan Amca, Ali'nin cebine küçük bir kese ve sıcacık bir çörek emanet eder. Salıncak çağırır, taşlar yolu keser, paralar dağılır... Ali'nin dilinde ise hep aynı fısıltı vardır: "Emanet cepte, akıl emanette."

Sesli Dinle
Masalı sesli olarak dinleyebilirsiniz
Masalı Oku
Masalın tam metni
Cuma sabahı fırından yayılan taze ekmek kokusu bütün sokağı sarmış. Ali fırının önünde parmak uçlarına kalkmış, tepsideki çörekleri saymış.
"Ayağım ağrıyor, merdiven çıkamıyorum," demiş Hasan Amca. "Şu keseyi ve çöreği Nadire Teyze'ye götürür müsün?"
Keseyi uzatırken eklemiş: "Rahmetli babam derdi ki, emanet taşıyan elin yolu düzdür."
"Götürürüm," demiş Ali.
Arkadaşları salıncaktan seslenmiş. Salıncağın zinciri gıcırdıyormuş. Ali'nin ayakları bir an durmuş, sonra Nadire Teyze'nin kapısına yönelmiş.
Acele edince taşa takılmış, kese cebinden fırlamış. Paralar taşların arasına dağılmış. Ali dudağını ısırmış, ceketinin koluyla yüzünü silmiş, dizlerini taşlara dayamış. Hepsini tek tek toplamış.
"Emanet taşıyan elin yolu düzdür," demiş kendi kendine. Keseyi avucunda sıkmış.
Bir para çeşmenin oluğunda parıldıyormuş. Parmakları soğuk suda ıslanmış. "Bu benim değil ki," diye mırıldanmış.
Kesenin ağzını ayakkabı bağıyla düğümlemiş. Çöreği ceketinin içinde sıcak tutmuş.
Nadire Teyze kapıyı yavaşça açmış. Keseyi iki eliyle göğsüne bastırmış, Ali'nin saçını okşamış.
"Otur bakalım, ıhlamurun hazır," demiş.
Ihlamurun buharı yüzüne değmiş. İçinden, iyi ki varsınız, demiş.
Cebi boş, göğsü sıcak, tıpış tıpış evine dönmüş.
Bu içeriği kim hazırladı?
Ahmet Güleş
Kurucu ve Editör
Yayın: 02.08.2026 · Güncelleme: 18.08.2026
Metin bir kategori yönergesine göre planlanır, yapay zekâ desteğiyle yazılır ve yayına alınmadan önce editör tarafından okunur. Nasıl hazırlıyoruz?
Benzer Hikayeler

Uçmayı Unutan Baykuş Şükrü
Uykusuz bir gecenin ardından kuş olduğunu bile unutan Baykuş Şükrü, canı simit çektiği için mahalle fırınının önündeki kuyruğa girer. Ama o kuyruk hiç de sandığı gibi bir simit kuyruğu değildir.

Martıların Adını Bilen Çocuk
Bayram sabahı Kaya, dedesiyle adaya giden vapura biner. Cebinde simit kırıntıları, boynunda eski bir dürbün vardır; öğreneceği ilk şey ise martıların adları değil, beklemeyi bilmektir.

Camdaki Yarış Pisti
Yağmur oyunlarını yarıda bırakınca Bade ve küçük kardeşi Sarp bahçe kulübesine sığınır. Bade buğulu camda kendine bir yarış pisti kurar; ama kardeşi oyunun neresinde durduğunu bilemez. İki kardeşin camdaki damla yarışı, paylaşılınca büyüyen bir oyuna dönüşür.

Tekerleği Kırılan Kamyon
Yiğit kırmızı kamyonunu kimseyle paylaşmak istemez; ta ki bir kaza tekerleği koparana kadar. Kum havuzunda başlayan bir küskünlüğün, bir bant, bir ip ve sarı bir şişe kapağıyla nasıl değiştiğini anlatan sıcacık bir bahçe hikâyesi.

Şemsiyenin Ortası
Sağanak bir yağmurda Onur, kız kardeşi Eylül'le eve dönerken poşetlerine sarılıp saçak altında bekleyen Nadir Amca'yı görür. Elindeki mavi şemsiye üç kişiye yeter mi, yoksa birinin omzu ıslanacak mıdır?
